Gönderen Konu: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ  (Okunma sayısı 749833 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı HUBUYAR

  • Günlük Yumurta
  • *
  • İleti: 40
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #45 : Aralık 28, 2009, 01:07:45 »
Antalya'nın kırsal kesimlerinde yapmaya çalışıyorum.izolasyon konusunda size katılmamak mümkün değil gerçekten nerede nasıl bir koloni olduğunu bilemeyiz.Bir amatör arıcı olarak fazla bir seçeneğim yok.Tek seçenek kalıyor.O da suni döllendirme onu da ben yapamıyorum.Bu konularda sizin gibi değerli üstatların desteğine ihtiyacımız var.slm.
Öncelik verdiğiniz nokta apar topar suni döllendirme ise ya ters şeritten gidiyorsunuz yada kanatlanmış uçuyorsunuz.
Burada hangimiz kovanlarında %100 suni olarak döllenmiş ana kullanıyoruz ki siz başlar başlamaz kullanasınız. Hem en güzeli izoleli alanda doğal olanı değil mi?
Mutlaka balayı için uygun bir yer vardır. Tutupta miamiye gönderecek halimiz yok ya! Sizin için torosların uygun rakımlı ücra vadileri olur bizim için mescit, kop yada  hubyarın etekleri sonuçta izoleli alan mutlaka bulunur. Ancak garanti edilemez doğadan bir oğulda bu olaya çok düşük ihtimal dahilinde de olsa gen katabilir.
 Bazen öyle birşey olabilir ki! 500m yakınızda 200 kovan varken yetiştireceğiniz bir ana 30 kovanlık arılığınızda sadece sizin arınızla da döllenebilir.
Sonuçta amacımız bu faktörü sıfırlamak ise sizdeyiz, eğer minimize etmek ise devam...

Çevrimdışı Murat Çakır

  • Murat Çakır
  • Administrator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3962
  • Yer: İstanbul
    Yaş: 53
    • www.beyazkovan.com
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Arıcılık Tecrübesi: 10-15 yıl
  • Kovan Sayısı: 20
  • Rakım: 63
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #46 : Aralık 28, 2009, 11:14:38 »
Konu biraz dağılır gibi oldu ama pratik uygulamaya başlamadan evvel yazılanlardan bir toparlama yapıveririz.

Hele şu teorik altyapıyı bir oturtalım.

Erkek arı, izole çiftleştirme bölgesi, suni dölleme teçhizatı vs gibi imkanlar, yapılan üretimin başarılı olma ihtimalini oransal olarak artırıyor.

Fakat bütün teknik imkanlara sahip olunsa bile, bu sistemlerle üretilen anaların yüzde yüz başarılı olması diye de birşey yok.

Çünkü biyolojik özellikler, genetik yapılar kendi içlerinde çok karmaşık bir işleyişe sahip, herşeyi kontrol altında tutmak zaten mümkün değil.

Bu yüzden ıslah, damızlık, ana üretimi, asla bitmeyen dinamik süreçler. Ben arımı ıslah ettim tamam oldu da bitti maşallah, sonuca ulaştık diye birşey yok.

Islah çalışmasına sürekli devam ediliyor,  sisteme yeni gen takviyeleri yapılıyor, çıkan problemler çözülüyor,  üretilen anaların performans testleri devamlı tekrarlanıyor.

Ben yaptım oldu, ıslah bitti buyrun tezgahtaki süper analara mantığı bu süreçte geçersiz.

Sonuç itibariyle, bütün farktörlerden bağımsız küçük mekanik bal toplayıcı robotçuklar üretmiyoruz. Yaptığımız şey, karmaşık genetik faktörler, kontrol edemediğimiz çevre özellikleriyle birebir ilişkili.

Herhangi bir program uygulamadan yapacağımız, yapay ya da doğal ana arı üretiminin hiç başarılı olma şansı yok mu?

Elbette var, doğal üretim içinde de zaman zaman çok başarılı sonuçlarla karşılaşıyoruz.

Islah ve kontrollü ana üretme teknikleri, sadece üretim içinde başarılı anaların oluşma ihtimalini yükseltme çabası.

Ben bu noktada topu sayın HAKAN TURAN beye atmak istiyorum. İçimizde bu işin teorisine, aldığı eğitim dolayısıyla en çok o sahip.

Hakan bey yazılarında, ıslahtan bahsederken arada SÜRÜ diye bir kelime kullanıyor. Sürü'yü biraz açmasını bekliyoruz.

Bununla ilişkili olarak, özellikle ticari ana üretim amaçlı kullanılan larva transfer yönteminin sakıncalarından bahsetmek de istiyorum.

Diyelim ki 30 koloniden oluşan bir arılığımız var.  En beğendiğimiz anadan oluşturduğumuz 29 meme ile diğer kolonilerimizin analarını da değiştirdik.

Bir kaç nesil sonra yaşayacağımız sıkıntı nedir?

Yine bu konuyla  olarak, Suzan Cobey'in Amerikan arıcılığının en büyük sıkıntısının, Amerikadaki arıların, göçmenler tarafından ülkeye getirilen çok az sayıda koloniden türetilmiş olduğu cümlesini araya saplamak istiyorum.

Bu arada Amerikalı yetkililer ülkelerindeki arıların genetik çoraklığına çare bulmak için çeşitli ülkelerden erkek arı spermi ithalatına başlamışlar. Türk tarım bakanlığına da izin başvurusunda bulunulmuş, sonuç ne oldu bilmiyorum.

Geçtiğimiz yıllarda ana arı teşvikiyle birlikte artan ana arı üreticilerinden aldığımız ana arıların başarısız olma sebeplerinden bir tanesi de, az sayıda damızlıktan çok sayıda ana üretilmesi olarak gösteriliyordu.

Kısacası, Hakan beyden beklediğimiz bilgi, arılarımızı seleksiyona tabi tutup daha verimli hale getirilim derken, genetik çoraklaşmaya yol açma riskimiz nedir? Sanırım Hakan beyin bahsettiği sürü kavramı da bununla ilgiliydi.

Çevrimdışı zeusfaber

  • ÇOK İŞ VAR ÇOOOKKK...
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 814
  • Yer: İstanbul-Silivri
    Yaş: 42
  • Hakan TURAN - Ziraat Yüksek Mühendisi
    • Kolay Arıcılık
  • Arıcılık Şekli: Meraklı
  • Arıcılık Tecrübesi: 15-20 yıl
  • Kovan Sayısı: 225
  • Rakım: 102
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #47 : Aralık 28, 2009, 16:54:31 »
Alıntı
Bu arada Amerikalı yetkililer ülkelerindeki arıların genetik çoraklığına çare bulmak için çeşitli ülkelerden erkek arı spermi ithalatına başlamışlar. Türk tarım bakanlığına da izin başvurusunda bulunulmuş, sonuç ne oldu bilmiyorum.

Türkiye bu işe izin vermedi diye biliyorum. Ama bizim ülkemizdeki arıların da araştırılması ve bu amaçla Amerika ile ortak çalışma başlatıldı/başlatılacak. Bu kapsamda bazı arıların değiş tokuşu gibi uygulamlar olacak. O zaman karşı tarafın bizim arıların erkeklerini kullanıp/kullanmayacağı meçhul.

Alıntı
Geçtiğimiz yıllarda ana arı teşvikiyle birlikte artan ana arı üreticilerinden aldığımız ana arıların başarısız olma sebeplerinden bir tanesi de, az sayıda damızlıktan çok sayıda ana üretilmesi olarak gösteriliyordu.

Buna katılmıyorum. Etkisi belki olmuştur ama bu etki önemsenmeyecek kadar azdır. Bana göre en büyük sıkıntı nasılsa anaların parası devletten ödeniyor diye sezonda 3-5 dönem ana üretebilecek olanlar bunu 8-9 döneme çıkardı. Bu da analarda yeterli döllenme gerçekleşmeden satışlarını getirdi. Haliyle de sonuç hüsran.

Alıntı
Yine bu konuyla  olarak, Suzan Cobey'in Amerikan arıcılığının en büyük sıkıntısının, Amerikadaki arıların, göçmenler tarafından ülkeye getirilen çok az sayıda koloniden türetilmiş olduğu cümlesini araya saplamak istiyorum.

Bu bayanın süper çalışmaları var. Ama etik açıdan yaptığı bazı hatalar da var. BU konuyu fazla dillendirmemek lazım ama geçtiğimiz yıl(2008) baya ilginç olaylar olmuştu. Amerikan arılarındaki ölümün de genetik yetersizlik sebebiyle olduğu hemen hemen ortaya çıktı diyebiliriz. Başka etkenler de var ama ana sebep gen havuzunun çok kısır olması.

Bana atılan toplardan biri sanırım SÜRÜ kelimesinin tanımı. Daha doğrusu benim yazılarımdaki sürü kelimesinin tanımı. Fakat ben yazılarımı şöyle bir okuduğumda arılar ile ilgili sürü ifadesi kullanmadım.

Alıntı
Benim de anlatmak istediğim bu ama heves kırıcı bir üsüp ile yazmaktan korkuyorum. Halil Bey bana 1 verince aklıma uzun zamandır yanında çalıştığım amaiçinden eslek ile ilgili bir kitabı çekip okumadığım kitaplığım geldi. Biraz moleküler genetik falan takıldım. Sonra birden "Damızlık Sığır Yetiştiriciliği" kitabına takıldı gözüm. Yazar o kadar güzel yazmışki. Damızlık değeri nasıl takip edillir. Sürü nasıl yönetilir.Damızlıkların seçiminde kayıt esasları. Hangi kayıtların tutulacağı. vs.vs.

Şeklinde yazdığım bir yer bu da büyük başlar ile ilgili bir ifadeydi. Ama aynı kuralların bir kısmı arıya da uygulanabilir mi bu tartışılabilir.

Alıntı
Diyelim ki 30 koloniden oluşan bir arılığımız var.  En beğendiğimiz anadan oluşturduğumuz 29 meme ile diğer kolonilerimizin analarını da değiştirdik.
Bir kaç nesil sonra yaşayacağımız sıkıntı nedir?

Bu yukarıdaki işlemi kendi arılarımızda yaklaşık 20 yıla kadar yapabiliyoruz. (Bilgi Dr.Devrim OSKAY'dan) 20 yıl sonra artık dışardan gen katmak gerekiyor. Sebep ise artık saf ırk olmaya doğru gitmeleri. Aslında bu daha da iyi bir şey. Zaten ıslahın bir diğer yolu da bu. BU tipteki bir kaç farklı gurubun bir biri ile olan dölleri sonuçta melez azmanlığı gösterebilir. Ama hepsi yine kayıt kayıt kayıt......


Bana göre ise en iyi ıslah yollarından biri de (arı için) 30-40 kadar arıyı katları ile beraber diğer arılardan mümkün mertebe uzak olan, diğer sahipli arılardan etkilenmeyecek bir alana bırakıyoruz. BUrada kendi halinde en az 5 yıl kadar ne ilaçlama ne bal hasadı ne de besleme yani arıcılıkla ilgili hiç bir işlemi yapmıyoruz. Bu arılardan ölenler ve kalanlar olacaktır. Sadece bu aşamada müdahele ediyoruz. Ölenleri boşaltıp boş kovanı yerinde bırakıyoruz. Oğul veren olursa bunlara girsin ki arı toplamda sayı olarak azalmasın. 5 yıl sonunda bu arılar epey bir ilerleme kaydedecektir. Bunları sonra biz kendimiz oğul eğilimi açısından seleksiyona tabi tutuyoruz. vs.vs. gibi... Bunu yapan olsa süper bir çalışma olurdu.

Hatta bu şekilde 3-4 gurup arının bir biri ile melezlenmesi sonucu ortaya çıkanlar neler olabilir. Bu da ayrı bir çalışma....
Kişisel Arıcılık Bloğum
http://kolayaricilik.blogspot.com/

Çevrimdışı Murat Çakır

  • Murat Çakır
  • Administrator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3962
  • Yer: İstanbul
    Yaş: 53
    • www.beyazkovan.com
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Arıcılık Tecrübesi: 10-15 yıl
  • Kovan Sayısı: 20
  • Rakım: 63
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #48 : Aralık 28, 2009, 17:11:16 »
Erkek arı spermi götürülmek istenmesi, Macahelde Suzan Cobeyin talebi olan olay değil.

Muğla arıcılık kongresi kitabından, Amerikalı bir katılımcının bildirisinde var böyle bir bilgi. Resmi olarak Türk Tarım Bakanlığına başvurulmuş.

Eski dünya bal arıları ile Amerika'da çalışmalar başlatılalı epey oldu. Umarım yakın gelecekte, bombus arısında olduğu gibi, kendi arımızı yurtdışından ithal etmek zorunda kalmayız.

Ben sürü diye kullandığınız kelimeye şundan işaret ettim.

Çeşitli kaynaklarda, özellikle de Muhsin Doğaroğlunun kitabında, az sayıda damızlıktan çok sayıda ana üretmenin, bir kaç nesil sonra yakın akrabalılıktan dolayı ciddi sorunlara yol açtığı yazıyor.

Siz sürü deyince bununla bağlantı kurdum. Arılığımızda en iyi tek arıdan üretilmiş analar kullanmak yerine, genetik olarak birbiriyle akraba olmayan çok sayıda arıdan üretilmiş analar kullanmak, yani aile, aşiret, sürü olarak elimizdeki kaynağı muhafaza etmek şeklinde anladım.

Yakın akrabalı üretim, arı ırklarını saflaştırmak için kullanılıyor. Ama yakın akrabalılık üretim arılarında büyük sıkıntı. En basitinden diploid erkek sorunu.

Çevrimdışı zeusfaber

  • ÇOK İŞ VAR ÇOOOKKK...
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 814
  • Yer: İstanbul-Silivri
    Yaş: 42
  • Hakan TURAN - Ziraat Yüksek Mühendisi
    • Kolay Arıcılık
  • Arıcılık Şekli: Meraklı
  • Arıcılık Tecrübesi: 15-20 yıl
  • Kovan Sayısı: 225
  • Rakım: 102
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #49 : Aralık 28, 2009, 22:28:35 »
Hatta bu şekilde 3-4 gurup arının bir biri ile melezlenmesi sonucu ortaya çıkanlar neler olabilir. Bu da ayrı bir çalışma....

Sanırım burada demek istediğim sizin de demek istediğiniz kapalı grup kavramına ışık tutacaktır. Tabiki her canlıda akrabalı yetiştiricilik bir süre sonra yavrulara problem olarak yansıyor. En bariz örnek ülkemizdeki akraba evliliği. Ama ıslahta biz bunu saf ırkları elde etmede de kullanıyoruz. Hatta bunun en güzel örneklrinden birini BR Adams yapmış. Notlarını ve begeselini izlediğnizde farklı lokasyonlardaki birden fazla arı gurupları ile çalıştığını görebiliyorsunuz. Arılıklar aynı bölgede ama o da suni tohumlama ile aşılmış..
Kişisel Arıcılık Bloğum
http://kolayaricilik.blogspot.com/

Çevrimdışı Ali Varol

  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 834
  • Yer: Antalya- Manavgat - Ahmetler
    • Manavgatlý Arýcý
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Arıcılık Tecrübesi: 20 yıl üstü
  • Rakım: 40 m. ile 1700 m. arası
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #50 : Aralık 29, 2009, 23:28:02 »
Sitemizde önceden yazılmış yazıları boş kaldıkça tarayıp okuyorum. Bazan işime yarayacak değerli bilgiler ulaşıyorum. Bazan da merak ettiğim konuda aradığım bilgiyi bulamıyorum. daha önce duymuş olduğum bir bilgi: Ana arı yetiştirmede "böcek gelişim düzenleyiciler" kullanıyorlarmış... İşin aslı nedir? Ana arı üreten arkadaşlar böyle bir ilaçtan faydalanıyorlar mı? Cevaplarsanız makbule geçer.
Arıcı arkadaşlarımıza sağlık, bol ürün ve işlerinde kolaylıklar diliyorum.
http://bombusarilari1.blogspot.com/
http://manavgatliarici.blogspot.com/

Çevrimdışı Halil BİLEN

  • Administrator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 22802
  • Yer: Mustafakemalpaşa
    Yaş: 49
    • http://www.halilbilen.com/
  • Arıcılık Şekli: Profesyonel
  • Arıcılık Tecrübesi: 20 yıl üstü
  • Kovan Sayısı: 350
  • Rakım: Rakım Kirmasti Çayı ile bir.
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #51 : Aralık 30, 2009, 19:56:07 »
Anaç koloni ile ilgili ana arı üretime giriş konusunda birçok görüş bildirildi.  Çok süper veriler oluşuyor bu anlamda.

Olayın ihtisas gerektiren konularında aldığımız katkılar da bu olayı çok güçlü kılıyor.

Amatörce ana arı yetiştirmenin ne olduğunu deneyen birisi olarak, dikkat edilmesi gereken birkaç konudan bahsetmeliyim.

Ana arı üretimi denilince...

Suni dölleme, ıslah, ıslah programları ve şimdi hatırlayamadığım birçok biz arıcılar için uç sayılabilecek konu gündeme geliyor.

Bu durum bilgilenme açısından belki de veriye çok kolay ulaşma imkânımızı sağlıyor.

Bir arıcının daha ana arı üretimini kıvıramadan suni dölleme yapmasına, ıslahı ve ıslah programlarını düşünmeye ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Bu iş olayın başında olan biz arıcıların işi değil.

Size ters bir uç örnek vereyim.

Suni döllemeyi mükemmel yapan bir kişiye, verin 2 koloni, yönet bunları deyin birçok konuda zorlanabilir istisnalar hariç. O iş, onun işi değil çünkü...

Arıcının da bu anlamda ilk etapta suni dölleme / ıslah ile ilgili işi olmamalı...

Aşama kat ettikçe zaten süreç bir şekilde oraya da geliyor gördüğümüz örneklerden.  Ancak suni dölleme yapabilmeyi arıcılığın son noktasındayım görün bakın olarak sunmakta ne kadar etik orası da çok tartışılır.

Arıcının suni dölleme yapmaya kalkışmasından daha önemli yapması gerekenleri gözden kaçırmasını anlamak mümkün değil. Arılarını yönetmek için asgari arıcılık şartlarını bile yerine getirmeden ana arının arkasına şırınga sokabilme yeteneği kazanmaya kalkılması nasıl anlatılır bilmiyorum.

Şartların suni dölleme çalışmalarına gelmesi için öncelikle ana arı üretimini amatörce yapabiliyor olmamız gerekmez mi?

Hele ıslah kelimesinin anlamını bilmeden, arıcıların ıslahtan bahsetmesini de anlamak mümkün değil. Bu sözlerim inşallah yanlış anlaşılmaz ki hiç bir arkadaşımıza yönelik değil ayrıca... Bu biz arıcıların genel tavrı... Yok ben değilim öyle diyen varsa... Şuraya masanın üstüne bir suni dölleme aleti koysalar 300 kişi bakmaya gideriz.

Biz ıslah değil, amatörce ana arı üretimini nasıl kıvırırız ona bakmalıyız.

Hiç olmazsa tek bir özellik bile yeter bazen.

Örnek vermem gerekirse…

Genç analı koloni, ırkı-genetik özellikleri gözetilmeden, iyi yönetilirse başarılı olur.

Tabi bu üretimi yaparken de dikkat etmemiz gerekenleri sıralıyor konuya hâkim büyüklerimiz bu vesile ile.

Çok sayıda genç anaya sahip olmanın yolu da arıcının kendi ana arısını üretmekten geçiyor. Oğuldan koloni çoğaltan güzel ülkemin arıcıları başarılı oluyorsa, biz bir adım ileride amatörce ana üreterek başarılı olamazsak zaten ne diyeyim.

Ana arı üretmeyen/üretemeyen arıcı topluluğunun başarılı olmasının hiçbir zaman mümkün olmayacağını artık çok rahat söyleyebiliriz.

Bu anlamda anaç koloni konusunda söyleyecek sözü olanlar buyursunlar. Belki yeni yıla kalmadan meme olaylarına girebiliriz.
http://www.halilbilen.com/

http://halilbilen.blogspot.com/

http://www.facebook.com/halilbilen

halilbilen2@hotmail.com


Yola Çıktıklarını, Yolda Bulduklarına Değişirsen; Yolunu Kaybedersin.

Yanlış trene bindiysen, koridorda ters yöne koşmanın bir faydası yoktur.

Çevrimdışı Murat AKIN

  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 11299
  • Yer: Tekirdağ
    Yaş: 71
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Arıcılık Tecrübesi: 20 yıl üstü
  • Kovan Sayısı: --- adet kayıtlı
  • Rakım: 74 metre
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #52 : Aralık 30, 2009, 20:52:19 »
Sayın Halil Bilen:

Daha önce yazılan yazılar ağırlık olarak bilgi alış verişi veya paylaşımı ağırlıklıydı.

Şimdi yazıları izliyorum  biraz daha bilimsel ağırlıklı oluyor. Bu görünüş sitenin iyi yönde gittiğinin göstergesidir.

Bazen kelime kargaşı yaşanabilir benim görüşüm İslah daha çok labaratuvar destekli olması gerekir, bizim bu konuda yapabileceğimiz herhalde iyi özellikte ırkları ayıklama yoluyla seçmemiz gerekir. yani yaptığımız iş biraz ayıklama olarak adlandırabiliriz.

Benim yaptığım herkesce bilinen iyi özellikli arılarımın hangi kovandan üretildiğini bulurum, yani kayıtlarımda geriye doğru giderim.
Arada bir, akraba evliliğini önlemek için, yerli olduğunu bildiğim komşu arıcılardan kurtçuk alıp, yeni analar üretirim.


 


Çevrimdışı zeusfaber

  • ÇOK İŞ VAR ÇOOOKKK...
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 814
  • Yer: İstanbul-Silivri
    Yaş: 42
  • Hakan TURAN - Ziraat Yüksek Mühendisi
    • Kolay Arıcılık
  • Arıcılık Şekli: Meraklı
  • Arıcılık Tecrübesi: 15-20 yıl
  • Kovan Sayısı: 225
  • Rakım: 102
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #53 : Aralık 30, 2009, 22:15:55 »
Alıntı
bizim bu konuda yapabileceğimiz herhalde iyi özellikte ırkları ayıklama yoluyla seçmemiz gerekir. yani yaptığımız iş biraz ayıklama olarak adlandırabiliriz

Bu dediğiniz de bir ıslah bir anlamda.

Yazılanları okuyorum ve bazen arkadaşların akademik bilgi konusunda serzenişlerini anlıyorum. Aslında yukarıdaki yazdıklarımı bir kez daha okuduğumda akademik bilginin çok da olmadığını fark ettim. Ne bileyim kaltım derecesini çok da açmamışım mesela.

Veya kayıtlar arasına eklenebilecek bir ok değer varken eklememişim. Eklememenin en büyük sebebi de bu konularda yeterince kaynak olmaması. Mesela genel anlamda en büyük kıstaslarımızdan biri bal verimi. Ama bal verimini açtığınızda arının iriliği, mide büyüklüğü, kanat yüzey alanı gibi ölçmesi de zor değerler işin içine giriyor.

Benim bu anlamda lfı çok da uzatmadan söyleyebileceğim;birden çok değeri kayıt altına alabiliriz ama damızlık seçerken bu değerlerin hepsini birden değil de bazılarını değerlendirmeye almak. Hereyi bir kerede halletmemeye çalışmak en doğrusudur diye düşünüyorum. Bu değerleri de arımızda hangi amaçlar ile slah yapıyorsak ona göre tercih etmeli...
Kişisel Arıcılık Bloğum
http://kolayaricilik.blogspot.com/

Çevrimdışı zeusfaber

  • ÇOK İŞ VAR ÇOOOKKK...
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 814
  • Yer: İstanbul-Silivri
    Yaş: 42
  • Hakan TURAN - Ziraat Yüksek Mühendisi
    • Kolay Arıcılık
  • Arıcılık Şekli: Meraklı
  • Arıcılık Tecrübesi: 15-20 yıl
  • Kovan Sayısı: 225
  • Rakım: 102
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #54 : Aralık 30, 2009, 22:17:40 »
Suni tohumlama konusu da ıslahta özellikle arı ıslahında saf hatlar elde ederken olmazsa olmazlardan biri gibi duruyor. Döllemenin kontrolsüz oluşu bunu gerektiriyor. Ama suni tohumlama oladan da ıslah mümkün. Bu nedenle ben sunu tohumlama yapamıyorum ıslah da yapamam gibi bir sonuç asla çıkmaz...
Kişisel Arıcılık Bloğum
http://kolayaricilik.blogspot.com/

Çevrimdışı Murat Çakır

  • Murat Çakır
  • Administrator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3962
  • Yer: İstanbul
    Yaş: 53
    • www.beyazkovan.com
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Arıcılık Tecrübesi: 10-15 yıl
  • Kovan Sayısı: 20
  • Rakım: 63
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #55 : Ocak 01, 2010, 23:07:52 »
Konuyla ilgili baştan itibaren yazılanları bir kere daha okudum.

Ana arı üretimine başlamadan önce gerekli olabilecek teorik bilgiler çok güzel anlatıldı.

Ben aslında bir toparlama yazısı yazmak istiyordum, fakat yazılanları okuyunca toparlamaya ihtiyaç duymayacak kadar anlaşılır olduğunu gördüm.

Burada işin teorisine bir kaç ilave yaparak, meme üretimi ile ilgili topu Halil Bilen'e atmayı düşünüyorum.

Ana arı üreteceğimiz Anaç (damızlık) kolonileri seçerken, sayının mümkün olduğunca çok olmasına dikkat ediyoruz. Yani en çok beğendiğimiz tek koloniden değil, iyi özellikler gösteren mümkün olduğunca çok koloniden bu seçimi yapıyoruz.

The Beekeeper's Handbook kitabında, anaç olarak seçilecek kolonilerin, arılığın büyüklüğüne göre 3-20 kovan arasında olmasını öneriyor.

Böylece özelliklerini beğenmediğimiz kolonileri sistemden çıkarmış oluyoruz. Buna gen havuzu yöntemi deniliyor. Literatürde bu yöntemin bir çok ticari arılık tarafından kullanıldığı ve başarılı sonuçlar alındığı bilgisi var.

Özellikle larva transfer yönteminde, tek koloniden çok sayıda meme üretilmesi, bir kaç nesil sonra arılıkta yakın akrabalılık problemlerine yol açıyor.

Yakın akrabalılıkla birlikte genetik çeşitlilik azalıyor, diploid erkekler, sakat arılar oluşuyor, arılarımız hastalıklara karşı daha dirençsiz hale geliyor.

Bütün anlatılanları kavramsal olarak aklımıza yerleştirdikten sonra sıra ana arıyı üretmeye geliyor.

Ana arı üretiminde, larva transfer yöntemini de, doğal ana üretimini de kullanabiliriz.

Ülkemizde ana arı üretimi denilince genelde larva transfer yöntemi anlaşılıyor.

Larva transferi (Doolittle yöntemi) ticari amaçla kısa zamanda çok sayıda ana arı üretmek için geliştirilmiş bir yöntem.

En büyük sakıncası yukarıda belirttiğim gibi, az sayıda anaçtan çok sayıda meme üretilerek yakın akrabalılık problemine yol açması.

Doğal yolla üretim de, az sayıda kolonisi olan arıcılar için tercih edilebilir bir yöntem.

Larva transfer yöntemi ile mi daha kaliteli olur, yoksa doğal üretim yöntemiyle mi sorusu literatürde çok tartışmalı bir konu.

Genetik özellikleri çok üstün olan, çıtadaki yumurtaların genetik özellikleri homojen olan anaçlarda, larva transferi yöntemi sıkıntısızca uygulanabiliyor.

Fakat anaç olarak kullanacağımız arıların genetik özellikleri tam olarak bilinemiyorsa, petek gözlerinde dizili olan yumurtaların genetik özellikleri homojen değilse, ayrıca arıcı ana üretiminde çok bilgili ve bilinçli değilse, en iyi yöntemin doğal ana üretimi olduğu belirtiliyor.

Doğal üretimde, ana olarak üretilecek larvanın seçimi arının kendisine bırakılıyor.

Literatürde, en iyi anaların kendi haline bırakılmış 4-5 çıtalık ruşetlerde üretildiği bilgisi var.

Larva transfer yöntemi ile ana üretimi konusunda topu Halil Bilen'e atıyorum.

Doğal yöntemle ana üretimi için ise topu Murat Akın hocama atıyorum. Onun kendi arılığında uyguladığı ve blogunda yayınladığı bir yöntem var. Bizim için bir kere daha anlatırsa seviniriz.

Çevrimdışı Halil BİLEN

  • Administrator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 22802
  • Yer: Mustafakemalpaşa
    Yaş: 49
    • http://www.halilbilen.com/
  • Arıcılık Şekli: Profesyonel
  • Arıcılık Tecrübesi: 20 yıl üstü
  • Kovan Sayısı: 350
  • Rakım: Rakım Kirmasti Çayı ile bir.
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #56 : Ocak 01, 2010, 23:35:42 »
Geceye çok az kaldığında atılan pasa ancak sabah ola hayır ola denir.

http://www.halilbilen.com/

http://halilbilen.blogspot.com/

http://www.facebook.com/halilbilen

halilbilen2@hotmail.com


Yola Çıktıklarını, Yolda Bulduklarına Değişirsen; Yolunu Kaybedersin.

Yanlış trene bindiysen, koridorda ters yöne koşmanın bir faydası yoktur.

Çevrimdışı HUBUYAR

  • Günlük Yumurta
  • *
  • İleti: 40
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #57 : Ocak 02, 2010, 00:31:40 »
     Selamlar
    Anaç kolonilerin performansından çok, o koloniden üretilen ana arıların performansına bakmak lazım.
 

Bu cümleniz kapalı bir kutu misali ya içinde bomba varsa? Özelliklerini tam olarak bilmediğiniz ya da beğenmediğiniz bir koloniden larva transferi yöntemiyle ana üretip performansına bakmak uzun bir süre değil mi?


     Beğendiğiniz koloni bazen anaç koloni olarak kullanılmayabilir.
 
Haklısınız bazen ibreyi rüzgârın geldiği yöne değil de doğal olarak gittiği yöne döndürebiliyoruz.

     Öncelikle beğendiğim koloniden ana arı üretiyorum.
 
Bu beğenme esnasında sizde yanlış tercihlerde bulunuyor olmanız ihtimal dahilinde değil midir? Aslında buraya kadar anlatılanlar numaralı zincirin farklı halkalarındaki sayıları işaret ediyor gibi.

Bu ürettiğim ana arıların performanslarına bakıyorum. 

Tercihlerin belirlendiği nokta; Acaba eksiklik nedeniyle geç kalmış olabilir mi?

Ürettiğim analar istediğim şartları karşılıyorsa, bu aşamadan sonra ana arı ürettiğim koloniyi anaç koloni olarak belirleyerek ana arı üretiminde kullandığım larvaları bu koloniden alıyorum. 

Peki, anaç koloniyi tespit etmekteki hatanızı ileriki yıllarda telafi edecek geni de garantiye alıyor musunuz? 

Anaç olarak kullandığım koloniyi nerden ( korunaklı olarak başka bölgede) nasıl elde ettiysen aynı yolu izleyerek koruyorum. 
Açıkçası en tatmin olduğumuz nokta burası.

Bu kayıt içeriğine hiç dokunulmadan daha anlaşılır olması açısından tarafımdan düzenlemeye tabi tutulmuştur. Halil BİLEN

Çevrimdışı Emekli

  • Pupa
  • ***
  • İleti: 138
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #58 : Ocak 02, 2010, 01:21:46 »
Artık her arıcının kendi ana sını üretmesi şar gibi görünüyor.
Sn. Halil Bilen ve Sn.Murat Akın beyin anlatımlarını benim gibi bir çok arıcının merakla bekledikleri kanısındayım.
Öncelikle arıcılara bu imkanı sunan Sn.Murat Çakır beye ve anlatmları ile bizleri bilgilendirecek olan Halil Bilen ve Murat Akın beylere şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum.

Çevrimdışı Halil BİLEN

  • Administrator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 22802
  • Yer: Mustafakemalpaşa
    Yaş: 49
    • http://www.halilbilen.com/
  • Arıcılık Şekli: Profesyonel
  • Arıcılık Tecrübesi: 20 yıl üstü
  • Kovan Sayısı: 350
  • Rakım: Rakım Kirmasti Çayı ile bir.
Ynt: AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ
« Yanıtla #59 : Ocak 02, 2010, 12:28:30 »
İşçi arı olacak döllü yumurtanın gelişimi
*Gün *Gelişim *Besleme *Göz
*1’incigün *Döllü Yumurta *Besleme yok. *Açık
*2’ncigün *Döllü Yumurta *Besleme yok. *Açık
*3’üncügün *Döllü Yumurta *Besleme yok. *Açık
*4’üncügün *Larva *Arı Sütü *Açık
*5’incigün *Larva *Arı Sütü *Açık
*6’ncıgün *Larva *Arı Sütü *Açık
*7’ncigün *Larva *Normal Besin *Açık
*8’incigün *Larva *Normal Besin *Açık
*9’uncugün *Larva *Normal Besin *Açık/Kapalı
*10’uncugün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*11’incigün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*12’ncigün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*13’üncügün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*14’üncügün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*15’incigün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*16’ncıgün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*17’ncigün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*18’incigün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*19’uncugün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*20’ncigün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*21’incigün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı/Açık





Ana arı olacak döllü yumurtanın gelişimi
*Gün *Gelişim *Besleme *Göz
*1’inci gün *Döllü Yumurta *Besleme yok. *Açık
*2’nci gün *Döllü Yumurta *Besleme yok. *Açık
*3’üncü gün *Döllü Yumurta *Besleme yok. *Açık
*4’üncü gün *Larva *Yoğun Arı Sütü *Açık
*5’inci gün *Larva *Yoğun Arı Sütü *Açık
*6’ncı gün *Larva *Yoğun Arı Sütü *Açık
*7’nci gün *Larva *Yoğun Arı Sütü *Açık
*8’inci gün *Larva *Yoğun Arı Sütü *Açık
*9’uncu gün *Larva *Yoğun Arı Sütü *Açık/Kapalı
*10’uncu gün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*11’inci gün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*12’nci gün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*13’üncü gün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*14’üncü gün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*15’inci gün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı
*16’ncı gün *Pupa *Besleme yok. *Kapalı/Açık


Amatörce ana arı üretiminde sanırım bilmemiz gereken en önemli unsurlardan birisi de yumurtanın gelişim süreçleridir.

İşçi arı oluşacak yumurta ile ana arı oluşacak yumurta aynı olduğuna göre…

Sonuçta döllü yumurtaya kesinlikle ihtiyaç var.

Dikkatimizi yoğunlaştırmamız gereken bir konudan bahsetmeliyiz.

Kolonide döllü yumurtalar bir şeyi garantiye alıyormuş gibi ve her şey yolunda olduğunda 4’üncü, 5’inci ve 6’ncı günlerde larvaya az miktarda arı sütü verilmektedir.

Ana arının varlığının devamı ile 6’ncı gün sonunda kaba beslemeye geçilmektedir.

Dolayısı ile 6’ncı gününde olan bir larvadan da ana arı üretilebilmesi mümkündür.

Ancak gözlemlediğimiz bir durum bu konuda çok dikkatli olmayı gerektiriyor.

Eğer ana varlığı yoksa ana arı üretilmesi planlanan larva 4’üncü gününde ise normalden çok daha fazla arı sütü ile beslenmektedir.

Bu durum larvanın çok daha fazla arı sütü tüketmesine ve dolayısı ile iyi beslenmiş bir ana arının varlığına sebep olmaktadır.

İşçi arı olması için devam eden larvaya, arı sütü verilmekte ancak bu miktar hiçbir zaman ana arı üretimine hazırlanmış larvaya verilen arı sütü miktarına ulaşmamaktadır.

Bu konuyu özümseyerek devam edersek ileride yapılacak işlemlerde konuyu çok daha net olarak görebileceğiz.

Ancak ana üretiminde aşamalar farklılık arz ediyor…

Normal kolonide ana arı kaybı yaşandığında çok değişik yaşlarda yumurta ve larva var.

Koloni bunları seçerken ne gibi seçim uyguluyor?

Koloniye bu anlamda nasıl güvenilir?

Bu tür konular zaten çok güzel tartışılır.

Sonuç olarak bilmeliyiz ki ana arının kaliteli olması için gerekli birçok şarttan sadece birisi olan iyi arı sütü ile beslenmesi konusu bizim kontrol edebileceğimiz bir noktadır.

Zaten artık iş bizden çıkacak ve arılara geçecek.

Ancak çok ilginç durumları da görüyoruz.

Zaten arıların biz müdahale etmesek de yapabildiği ana arı üretimi aşamalarını arıcı olarak kendimize mal etmek çok gülünç olabiliyor.

Arıcının tek başına ana arı üretebilmesi mümkün değildir. Genç işçi arılar olmadan asla mümkün değil.

Bugüne kadar arı sütü salgılayabilen arıcı görmedim henüz…


Tabloda yer alan verilerde katkı yapılması gereken bir yer varsa ve bildirilirse, güncelleyerek gelecekte iyi bir kaynak olarak kullanabiliriz.

Bakalım artık bundan sonra ana arı memelerine bir şekilde sahip olmanın yollarını da buluruz.

http://www.halilbilen.com/

http://halilbilen.blogspot.com/

http://www.facebook.com/halilbilen

halilbilen2@hotmail.com


Yola Çıktıklarını, Yolda Bulduklarına Değişirsen; Yolunu Kaybedersin.

Yanlış trene bindiysen, koridorda ters yöne koşmanın bir faydası yoktur.